İnsan ilişkileri
ANI İYİ YAŞAMAK | Kategori: İnsan ilişkileri
Yazılma: 29.12.2009 | Okunma: 113114 | Yorumlanma: 1
Günümüzü iyi geçirmemize engel olan iki ana etkenden söz etmek mümkün. Birincisi geçmişle ilgili pişmanlıklarımız, ikincisi ise gelecekle ilgili kaygılarımız. Evet, bu iki etken günümüzü, güzel yaşamamızı olumsuz etkiliyor.
Geçmiş, adı üstünde geçip gitmiştir. Pişmanlığımız yaptığımız yanlışlığı düzeltebilir mi? Sanmıyorum… Pişmanlık ifadesi olan keşke demek yerine bir daha ki sefere …. diyebiliriz. Geçmiş yaşantılarımızdan dersler çıkarıp ileriye dönük kararlar alabilir ve hatalarımızı tekrarlamayabiliriz.
Gelecekle ilgili niçin bu kadar kaygı duyuyoruz? Kaygılanmanın bize ne yararı olabilir ki? Yarardan çok zarar verir diye düşünüyorum. Gelecekle ilgili planlar yapıp bunları uygulayabiliriz.
Bugünü nasıl yaşayalım ki? Geçmişimizde geleceğimizde iyi olsun. Günü, belirleyeceğimiz kişisel kuralları ve ilkelerimizi uygulayarak, bu süreç içerisinde kendimizi denetleyerek yaşayalım…
ANI İYİ YAŞA, ANILARIN GÜZEL OLSUN
Ahmet H. HATİPOĞLU
| | yorumları okumak veya yorum yazmak için tıklayın..
Daha İyi İletişim Kurma Yolunda Kullanabileceğimiz Yedi Yöntem | Kategori: İnsan ilişkileri
Yazılma: 14.11.2008 | Okunma: 439440 | Yorumlanma: 0
Hayatımızda gösterdiğimiz başarının tam olarak % 85’i bizim sosyal becerilerimize bağlıdır. Bu da, diğer insanlarla olumlu bir şekilde iletişim kurabilmemiz ve hedeflerimize ulaşmada onların bizimle işbirliği yapmalarını sağlayabilmemiz tarafından belirlenir.
Başkalarıyla geçinememek, başarısızlığın, asabiyetin ve mutsuzluğun ana nedenidir. Hayatımızdaki mutlulukların çoğu, diğer insanlarla aramızdaki başarılı ilişkilerden, sorunlarımızın çoğu da onlarla olan mutsuz ya da başarısız ilişkilerden doğmaktadır. Kısaca, hayatta karşılaştığımız problemlerin çoğu, insanlarla ilgilidir.
İyi olan şey, diğer insanlarla iyi ve güzel geçinme konusunda olağanüstü bir beceriye kavuşabilmenin mümkün olmasıdır.
Diğer insanlarla iyi geçinmeyi geliştirmemiz için uygulayabileceğimiz ve buna psikolojik olarak hazırlanmamızı sağlayacak olan yedi olumlu ve yapıcı davranış modeli vardır. Bunların her biri diğer insanların bilinçaltı ihtiyaçlarıyla uyumludur ve kendilerini önemli, değerli ve saygın hissetme ihtiyaçlarına hitap etmektedir. Bu bilinçaltı ihtiyaçlar, erken çocukluk döneminde oluşmuşlardır ve onları tatmin edebildiğimizde, insanların bizi ne kadar çok sevdiklerini görünce şaşırır ve Dolaylı Çaba Yasası’yla kendimizi ne kadar çok sevdiğimizin farkına varırız.
1. Kabullenelim.
2. Anlaşması Kolay Bir İnsan Olalım.
3. Hoşnutluğumuzu İfade Edelim.
4. İnsanları Her Fırsatta (İçtenlikle)Övelim.
5. Hayranlığımızı (İçtenlikle) Dile Getirelim.
6. Dinleyelim.
7. Bumerang İlkesini unutmayalım.
Kaynak: Adem ALTAY
| | yorumları okumak veya yorum yazmak için tıklayın..
İyiler ve Kötüler | Kategori: İnsan ilişkileri
Yazılma: 18.02.2008 | Okunma: 239240 | Yorumlanma: 0
Kanımca her sistemin güçlü ya da güçsüz yanları vardır. Hiçbir şey sadece siyah ya da beyaz olmayıp, gri tonlarındadır. Yani olaylar, insanlar, durumlar ya iyi ya da kötüdür şeklinde sadece iki durumda yalnız masallarda bulunur.
Bu konuda Eflatun’ a sorulan “İnsanlar nasıldır?” sorusuna verdiği rivayet edilen cevap; büyük çoğunlukla insanlar konusundaki bu fikrimi destekler niteliktedir. Eflatun, “İnsanların yüzde %10 ‘u ya iyidir ya kötüdür, %90’ı hem iyidir hem kötüdür.”demiştir. Burada uç noktadaki insanların azınlıkta olup hem güçlü hem de güçsüz yönleri bulunanların sayılarının fazla olduğunu ayrıca güçlü ve zayıf yönlerin oranlarının, kişilere, zamana, durumlara ve olaylara göre değiştiğini anlamaktayız.
| | yorumları okumak veya yorum yazmak için tıklayın..
İnsani Değerlerdeki Aşınma | Kategori: İnsan ilişkileri
Yazılma: 21.03.2007 | Okunma: 534535 | Yorumlanma: 1
İnsanlığın içine girdiği enformasyon çağı; sağlıktan eğitime, ticaretten üretime hemen her alanda önemli gelişmelerin yaşanmasına yol açıyor. Bilgi toplumu olarak da adlandırılan bu yeni dönemin temel karakteristiği, hızlı değişme ve hızlı gelişmedir. Hayatın hemen her alanında yaşanan bu hızlı gelişmeler, kuşkusuz çok çeşitli kolaylıklar, alışık olmadığımız rahatlıklar getiriyor. Bilgiye erişim hızı, bilgiyi izleme ve yayma hızı, ulaşımda yaşanan hız, hızlı iletişim kişisel ve sosyal hayata yansıyan teknoloji bu rahatlıklardan birkaçı. Ancak bu yazıda yeni dönemin beraberinde getirdiği bir olumsuzluğa dikkatlerinizi çekmek istiyoruz. Bu olumsuzluk insani değerlerdeki aşınmadır.
İnsani değerler ile anlatmak istediğimiz, toplumsal statüsü, eğitimi, ekonomik durumu, iş ve mesleği ne olursa olsun "insan" a saygı anlayışının bütün kaygıların üstünde ele alınması ve insan ilişkilerinin canlı tutulmasıdır. Bilgi toplumuna geçiş süreci ile insani değerlerdeki aşınma arasındaki ilişki dikkate değerdir. Ancak bilgi toplumuna geçişe işaret eden gelişmelerin çoğalmasına paralel olarak insani değerlerin aşınması, bu iki olgu arasında mutlaka sebep-sonuç ilişkisi olduğunu göstermez. Bununla birlikte hemen her gün şahit olduğumuz olaylar, gelişmeler, kişisel ve toplumsal eğilimler, insanlar arasındaki beşeri ilişkilerin son yıllarda giderek sınırlandığını gösteriyor. Komşular birbirine yabancı, aynı amaç için çaba gösteren iş arkadaşları geçimsiz, aslında insana saygıdan öte bir şey olmayan trafik kurallarına uyma sorunları çoğalıyor, aynı otobüsteki insanlar birbirlerine iltifat yerine çok kolay kavga edebiliyorlar. Büyüklere saygıyı bırakın bir kenara saygısızlık, yaşlılarla alay etme bazı gençlik kesimlerinde moda olmuş, iyi insan değil kötü insan olmak için çaba gösterir gibiyiz.
Hoşgörü olgunluğumuz giderek azalıyor. Kısacası insanlar insanlarla geçimsiz. Belki de bundan daha da önemlisi ise insanlar kendileri ile geçimsiz. Nitekim bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de psikolojik tedavi gören insanların sayısında beklentilerin üzerinde artış yaşanıyor. Kalabalıkların içinde kendini yalnız hisseden ve yabancılaşan insan sayısı giderek artıyor.
Kişiler arası ilişkilerde yaşanan bütün bu olumsuz gelişmelerin temel nedenlerinden birisi toplumsal hayattan bireysel hayata geçiş sürecinin yol açtığı "benlik'' takıntısıdır. Belki de sözü edilen olumsuzluklarla başa çıkmak için bir kısım insanın "benlik" takıntısına girdiği de söylenebilir. Hızlı değişme ve gelişmelere uyum güçlüğü kişilerin kendi içlerinde çatışmaya, bu ise bireysel benliğin ya fazlaca önemsenmesine ve sonuçta egoizme neden oluyor. Ya da benliğin fazlaca bastırılarak kişinin kendini işe yaramaz ve değersiz hissetmesine, yani bireysel psikolojik sorunlara yol açabiliyor.
Amacımız kara bir tablo çizmek değil. Gözlemlerimiz, mutsuz, tatminsiz, umutsuz kendisi ve başkalarıyla barışık olmayan kişilerin sayısındaki artışın, endişe verici boyutlara ulaştığını gösteriyor. Nitekim konuyla ilgili bilimsel araştırmaların sonuçları da bu yöndedir. Belki de bu gelişmelerin bir sonucu olarak bütün dünyada dini eğilimler yeniden canlanıyor ve bilgi çağı bir anlamda manevi ilkelerin de şahlanmasına sahne oluyor.
Özellikle yoğun medya bombardımanının etkisi ile kişiliksizleşme tehlikesi ile karşı karşıya olan insanlığın manevi değerlere yeniden sarılması ve kendini yeniden bulma ihtiyacı, çağımızın en önemli ihtiyaçları arasında yer almaya başlamıştır. Kendini bulma bir anlamda diğer insanlarla ilişkiler ve insani değerlere bağlıdır. Kendini bulacak ve yeniden keşfedecek insani değerlerin korunması ise çaba gerektirir. Akıl gözü ile yetinmeyip gönül gözünü de harekete geçirmek gerekir. Düşünce ve eylemle yetinmeyip iç derinliğe sahip olmak gerekir, insani değerlerin canlı tutulması yolunda yeri geldiğinde "hiç”liğin dayanılmaz hafifliğini, güzelliğini görebilmek, yaşayabilmek gerekir. Sohbetimiz sırasında değerli bir büyüğümüz Hayati Köse Bey'in vurguladığı gibi korku, umut ve sevgi üçgenindeki sacayaklarının eksik olmaması gerekir. Diyalog köprülerinin açık olması gerekir. Ne olur zaman zaman zaman kendimizden hareket edebilsek, yetersizliğimizi kabullenebilsek.
Bilgi toplumları arasındaki yerimizi almamızda insani değerlere sıkıca sarılmamızın önemli bir rolü olacağı unutulmamalıdır. Nitekim 21. yüzyılın gerektirdiği gelişme ve dönüşümün dinamiği "insan"dır.
Kaynak: Dr. İlhami FINDIKÇI
| | yorumları okumak veya yorum yazmak için tıklayın..
|

Aile içi iletişim (4)
Diksiyon ve beden dili (2)
Kaliteli Sözler (11)
Kitaplığınızda bulunması gerekenler (2)
Kişisel Gelişim (3)
Kurumsal iletişim (2)
Sağlıklı Yaşam (2)
Seçme Yazılar (10)
İnsan ilişkileri (4)

Etkili İletişimi Güçleştiren Psikososyal Etkenler (2228)
Etkili İletişim Kurmada Uygulanabilecek Teknikler (1480)
MÜMİN SEKMAN KİMDİR? (890)
Yürüyüş (806)
Nasıl? “Hayır” Diyebiliriz? (790)
Saygı, Şefkat, Dostluk ve Aşk (767)
İletişim Sürecinde Dikkat ve Özenin Önemi (570)
İnsani Değerlerdeki Aşınma (534)
İyi-Kötü (522)
Hedefe adım adım ulaşmak (499)

Adana Kişisel Gelişim
Adana MYO
Aksekinin Sesi
Anne Çocuk Eğitim Vakfı
Bilgenin Bloğu
Bilim ve Teknik Dergisi
Boyutlandırılmış Gelişim
Can Aktan
Doğan Cüceloğlu
E-Çukurova
Genç Beyin
Genç Gelişim
Kanser
Kişisel Başarı
Kişisel Gelişim Merkezi
Mc drag
Memory Center
MNB Eğitim
Mümin Sekman
Nevzat Tarhan
OZERK BILGISAYAR
Psikoloji
Psikoloji Sözlüğü
Psikososyal Gelişim
Sanal Eğitimci
Sosyal Hizmetler
Taktik Merkezi
Tübitak
Türk Dil Kurumu
Ulusal Ajans
Üstün Dökmen
|